Mantık Prizması
Fatih BİRBİLEN, kfbirbilen@gmail.com


Yağmur herkesin üzerine yağar ve cahiller de çok konuşkan olurlar malumunuz. Dalgalı bir dönem içinde, hem bölgesel güvenlik sorunları hem de oynak küresel emtia fiyatları herkesi etkiliyor. Kimse bu gerçeklerden kaçamazken konuşan çok oluyor ve dikkat maalesef çok dağılıyor. Yıllar içinde zor şartlarda biriktirileni amatörce kısa bir sürede kaybetmemek adına şirketlerin kendilerini toparlayıp hızla harekete geçmeleri kanaatimizce elzemdir. Buna göre ne olursa olsun en önemli üç maddeye odaklanmakla işe başlanmalıdır;

 

1.      Kur farkı riskine

2.      Nakit yönetimine dikkat edilmeli, gelir ağırlıklı olarak hangi para biriminden oluşuyorsa harcamalar bu birimden yapılmaya çalışılmalı

3.      Nakit akımına bağlı stok değerlendirmesi yapmak ki her ay yaşlandırma verilerini dikkate almak.

 

Ve içinde bulunulan dönemi en az hasarla atlatmaya odaklanılmalıdır. Elzem olmayan hiçbir uzun vadeli angajmana girilmemelidir.  Öncelikli odaklanılması gereken konu firmayı taşıyan sadık müşteri portföyünü korumak, elzem harcamalar dışındaki tüm harcamaları kesip nakit yönetimini disiplinli şekilde yönetmek, mevcut iş süreçlerini yeniden ele alıp yukarıdaki çerçeve içinde etkinlik ve üretkenlik arttırıcı adımları günlük, haftalık, aylık ve çeyrek bazında planlayıp sonuçlandırmak.

 

Teknik olarak yapılması gerekenleri sıraladıktan sonra genel tabloyu tekrar hatırlamakta fayda var. Ülkemizin potansiyelinin, dünya ortalamalarının altında bir verimlilikle faydalanılan ona ait kıt ve/veya bol kaynaklarının durumu çok iyi ölçümlenmelidir. Tarım özelinde bakarsak, Hollanda yılda 100 milyar dolarlık tarım ihracatı varsa ki Türkiye’nin toplam ihracatı 150 milyar dolar sevilerinde, bizim kaynaklarımıza sahip bir ülkede bu rakam ne olmalıdır? Potansiyel rakamsal olarak nedir? Mevcut durum itibariyle ilgili sektöre dünyada neredeyiz? Mevcut kaynaklarımız ne? Neden potansiyel altında bir gerçekleşme söz konusu? Başarı durumunda bunun ülkeye sosyal ve ekonomik faydası ne kadar olacak? Bu sektörün hedeflediği pazarın ve küresel ölçekteki diğer pazarların durumu içinde bulunduğumuz sene, önümüzdeki sene ve 5 sene sonrasında nasıl olacak? Mukayeseli üstünlüklerimiz neler? Bu soruların cevaplarına göre salt kendi adımlarımıza odaklanarak çok bacaklı ciddi planlama ile mümkün olduğunca en alt düzeyde dış katkı ile çalışmaya başlama durumundayız.

 

Global markamız, mukayeseli üstünlüğünü ciddi katma değer oluşturup ülke içinde bırakan bir sektörümüz maalesef yok. 79 milyon nüfusu, problemli bir muhitte ve aile içi sıkıntılar içinde yaşayan bir ülkeyiz. Benzer problemlerin yaşanmadığı bir yer de yok dünyada. Herkes sonuç itibariyle belirli bir sıkıntı yaşıyor. Önemli olan bu durumlara nasıl reaksiyon gösterdiğimiz. Nasıl ele aldığımız. Malum, Güney Kore’nin Kuzey’deki kardeşini hatırlayalım.

 

Her iş sürecini ve kendi durumumuz sert bir mantık prizmasından geçirerek, duygusallıktan uzak şekilde değerlendirerek kaynaklarımızı korumak zorunluluğundayız. Eldeki serçe daldaki güvercinden iyidir” Mühim olan ile daha mühimi olanı iyi ayırt edip işe buradan başlamalıyız ki en mühim olan birikmişi bu dönemde döküp saçmamaktır, akıllıca korumaktır


1.795 kez okundu